top of page
  • Merve Yurtsever

KİM KUŞ OLMAK İSTER? HEM DE PEMBE BİR FLAMİNGO...


Karne günleri her çocuk için ayrı heyecan sebebidir. Bizim zamanımızdaki gibi notların sürpriz olma olasılığı artık yoksa da karne telaşı hâlâ var diyebiliriz. Şüphesiz anne babaların tepkileri bu telaşın en bariz nedenidir. Kendi not durumunu bilen çocuklar gelecek tepkileri de az çok tahmin ediyorlar. Tabii ki ona göre de bir takım taktikler geliştiriyorlar. Kötü karne sahipleri ceza türevlerini düşünürken, iyi karne sahipleri ödül hayallerinin içine giriyorlar. Tüm bu süreçler yaşamın değişmez hallerindenken, bununla birlikte değişmeyen bir gerçek daha var. Bütün çocuklar şaşırmayı sever. İşte ilk dikkati bu noktadan çekmek istediğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum.


“Kumru, babasına karnesini bir an evvel göstermek için akşamın olmasını heyecanla bekliyordu. Barkın ise karnının ağrıdığını bahane ederek erkenden yatmıştı.” (S.5)


Mehmet Fırat Pürselim, Flamingo Çocuk isimli eseri ile hikâye girişinde kahramanını ter köşe yaparak hem onu hem okuyucusunu şaşırtıyor. Bir karne günüyle başlayan hikâyede okur, farklı ve etkili bir bakış açısına sürükleniyor.


“Biliyorum, her zamanki gibi ceza bekliyorsun ama cezanın bir yararı olmadığını görüyoruz. Onun için annenle düşündük ve kardeşine verdiğimiz ödülün aynısını sana da vermeye karar verdik!” (S. 9)


Filantropizm’ in (İnsan severlik) öncülerinden olan Basedow (1724-1790) ve Salzmann (1744-1811) kurdukları okullarda kitapları önemli bir ders aracı olarak görmüş ve çocukları hayata hazırlama ve tanıtmada önemli unsurlar olduklarını savunmuşlardır. Çocukların canlandırma ve yapaylaştırma ile nöro-bilişsel düzeydeki şemayı (bilgi) oluşturma becerisinin oldukça güçlü olduğunu da İsviçreli Psikolog Piaget vurgular. Bu yüzden kişileştirilmiş hayvanlar çocuk kitaplarında oldukça fazla kullanılır. Mehmet Fırat Pürselim de kitabın isminden ve kapakta yer alan resimden de anlaşıldığı gibi eserinde Flamingoyu kullanmıştır.

Flamingo, bir su kuşudur. Su ise bedensel ve ruhsal yenilenmenin sembolüdür. Ayrıca birçok sanatçının eserine de konu olmuş bir hayvandır. Çağdaş Ressam Natalia Rezanova, Sabah Şafak Kuşları isimli tablosunda flamingoları resmetmiş ve tablosuna dair yaptığı açıklamada; “Flamingo, şafağın tonlarını, yeni bir yeniden doğuşun ve yenilenmenin rengini sentezleyen gerçekten muhteşem ve büyülü bir şeye sahip.” sözleriyle Flamingonun sanatta ki önemini vurgulamıştır. Olimpia Gaia Martinelli ise bir makalesinde; “flamingo denge, duyarlılık, yeniden doğuş, fedakârlık, çekicilik ve zarafetin sembolüdür ve dört elementle ilişkilendirilir: su, hava, ateş ve toprak. Kendini beslemek için daldığı su, ruhu, insan ruhunu ve arınmayı temsil eder. Hava, maneviyatımızdaki görünmezin, "uçuşun" sembolüdür.” sözleriyle Flamingonun anlamını ifade etmiştir. Bu bilgiler üzerine net olarak söyleyebiliriz ki özellikleri kurguyla örtüşen bu hayvan yazar tarafından özenle seçilmiş.

Genel hatlarıyla eser, karnesi güzel olan bir kardeş ile kötü olan kardeşin ailelerinin tepkisiyle başlıyor ve Kuş Cenneti’ne yaptıkları gezide hikâyenin kahramanı Barkın’ın başına gelenleri anlatıyor. Başarılı kurgu üzerinden yazar; empati kurabilmenin önemini, farklılıklara saygı duyulması gerektiğini, ufacık bilgilerin bile insanın hayatını değiştirebileceğini ve aile bütünlüğünü etkileyici bir serüvenle işlemiş. Kitabın sonunda ise kendine bir hedef belirleyen Barkın’ın vardığı sonuç ailelere de güzel bir mesaj veriyor diyebiliriz. Pürselim, İnternet oyunu bağımlısı olan çocuğun üzerinden, mahrum etmekten çok yerine başka şeyler koymanın çok daha işe yarar bir yöntem olduğunu gösteriyor. Ayrıca çocukların merak duygularını perçinlediğini de söyleyebilirim. Flamingolar neden pembe renge sahiptir? Nasıl bir yuvada yaşarlar? Ne ile beslenirler? Okur, bunun gibi soruların cevaplarını da hikâyenin içinde öğrenebiliyor.

Başlarda internet bağımlısı olan, oyundaki ödüllerini ve orada güçlü olmaktan daha büyük bir düşünceye sahip olmayan karakterin sona gelindiğinde; “Biliyor musun baba, ben veteriner, daha doğrusu kuşbilimci olmaya karar verdim.” sözlerine şahitlik ediyoruz.

Ben, insanın bir yanının çocuk kalması gerektiğine ve çocuk kitaplarını ebeveynlerin de okuması gerektiğine inananlardanım. Çocuk ruhunu unutmayan bireyler kendi çocuklarıyla çok daha güçlü bağ kurabiliyorlar. Onları anlamaları kolaylaşıyor. Doğal olarak tepkileri de o doğrultuda gelişiyor. Anlaşıldığını, yargılanmadığını hisseden çocuksa ailesine karşı açık olmaktan çekinmiyor. Dolayısıyla mutlu, özgüvenli, kendini ifade edebilen nesiller yetişiyor. Evet, çocuk kitabı okumak ebeveynlerin çocuk bakış açısını, çocuksu duyguları unutmamasını sağlıyor. Bu yüzden de Pürselim’ in Flamingo Çocuk isimli kitabını sadece çocuklar değil ebeveynler de okumalı.















MEHMET FIRAT PÜRSELİM KİMDİR?

1975 yılında Antalya’da doğdu. Üsküdar Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi’ni bitirdi. Halen sosyoloji okumakta, serbest avukatlık ve arabuluculuk

yapmaktadır.

Nehir isimli bir kız çocuğu babasıdır. Çocuklar ve gençler için yazmaya da kızına hikâyeler anlatırken başlamıştır.

Varlık, Notos, Kitaplık, K 24, Roman Kahramanları, Independent Türkiye, Yeşil Gazete,

BirGün Kitap, Kitap Eki, İleri Haber gibi çeşitli dergi ve gazetelerde öykü, eleştiri, deneme, röportaj, kitap tanıtımı türlerinde yazılar yayımladı. Uzman TV’de kitap tanıtımı programları yaptı.


128 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires


bottom of page