top of page
  • Yazarın fotoğrafıRecep Kayalı

DEVRİM, AŞK VE ÇÖZÜLME: KARNAK KAFE


İnsan bilemediğinden korkar. Kişi üzerinde bilinmezlik kadar büyük tahribat bırakan başka bir durum düşünemiyorum. Bu durumu örneklendirelim. Dayanılmaz bir ağrı çektiğinizi hayal edin. Tüm vücudunuzu kaplayan, her şeyi kenara bırakıp biraz olsun uyuyabilmek için dişlerinizi kenetlediğiniz bir ağrı olsun bu. Çektiğiniz tüm azaba rağmen zihninizi meşgul eden soru ağrının sebebidir. Tedavi için önce bu ağrının merkezi aranır. Sebepleri tespit edilir sonra da bir çözüm bulunur. Tedavinin şiddeti ya da yöntemi sizi pek de ilgilendirmez. Çünkü bu sefer de içinde bulunduğunuz durumdan kurtulup kurtulamayacağınızın, sağlığınıza kavuşup kavuşamayacağınızın bilinmezliği tarafından tüketilirsiniz. Bu somut örneği biraz olsun soyut hâle getirelim. İnsanoğlu karmaşık bir varlıktır. Varoluşunu anlamlandırmaya, kendisine bu dünyada bir yer edinmeye çalışır. Sosyal varlığını inşa edebilmesi için de ilişkiler kurar. Bu ilişkiler daimi olarak sıkıntılıdır. Sıkıntılı olmak zorundadır. Temelde insanın karmaşık bir varlık olduğunu söylemiştik. Bu bile başlı başına bir problemken sağlıklı bir ilişki için en az iki insan gerekir. Kişioğlu bununla da yetinmez elbet. Varlığını başka gözlerde, zihinlerde yeniden yaratmaya çalışan insan için daha büyük oluşumlar, arkadaş grupları, mekânsal beraberlikler, ekonomik ya da kültürel birliktelikler gerekir. Sosyal sınıflar, devlet, toplum gibi yapılar uzaktan sert, yıkılmaz hatta yerinden oynamaz görünse de aslında kişinin kendini konumlandırdığı yere ve hissettiği aidiyete göre yeni anlamlar kazanır.

Modern Arap edebiyatının kurucusu sayılan Necip Mahfuz’un Karnak Kafe isimli eseri bana en çok da bilinmezliğin insan üzerinde yarattığı tahribat üzerinde düşündürttü. Mahfuz’un diğer eserlerinde de gördüğümüz gözlem becerisi, özellikle kadın kişilerinde öne çıkan karakter yaratımındaki başarısı, kurgudaki sağlamlık, insandan topluma doğru hareket eden sosyal çözülüme dönük, çok sesliliği önemseyen anlatımı Karnak Kafe’de de mevcut. Mahfuz’un alametifarikalarından birisi de karakterlerin süreç içerisindeki değişimlerini büyük bir başarıyla gösterebilmesi.

Mahfuz, roman kişilerinin birbirleriyle olan ilişkilerindeki dalgalanmaları, onların toplumsal olaylar karşısında takındıkları tavırları, karakterler üzerindeki psikolojik kırılmalarını derine inmeden, daha çok göstererek anlatmayı tercih ediyor. Böylelikle uzun uzadıya anlatılan psikolojik çözümlemelere maruz kalmadan neredeyse nefes alışverişlerine tanık olduğumuz canlı karakterlerle tanışıyoruz. Eserlerinde genellikle Mısır toplumunun orta sınıfının temsilcilerine veya genele göre aykırı sayılabilecek yaşam tarzından ya da yaptığı büyük bir hatadan dolayı ötelenip dışlanmış kişilere yer veren Mahfuz, Karnak Kafe’de de bu karakter repertuvarını kullanmış.

KOCA BİR ÜLKE OLARAK KARDAK KAFE

Devrimler, darbeler, savaşlarla örülü Mısır tarihinin en değerli gözlemcilerinden biri olan Mahfuz, mekân seçimiyle ülkesini sembolize etmekte.

Esere ismini veren Karnak Kafe, Mısır çarşıları içinde yer alan arada kalmış bir mekândır. Eskilerin ünlü bir dansözü olan Kurunfula’nın işlettiği bu kafe, birbirleriyle neredeyse aile kadar yakın olan sabit müşterileri sayesinde varlığını sürdürmektedir. Tabii bu kadar az kişinin koca kafeyi nasıl ayakta tuttuğu anlatıcı- yazar için de merak konusudur. Sonraları bu kafenin civardaki farklı mekânlardan gelen gece müşterilerinin sayesinde ayakta kaldığını öğreniriz. Kafenin sembolize ettiklerini göz önünde bulundurduğumuzda bu örneğin dönem Mısır’ının ekonomisinin dışa bağımlılığına dair ciddi bir mesaj içerdiğini söyleyebiliriz. Kafenin müdavimleri dünyanın her noktasında rastlayabileceğimiz farklı görüş ve sınıftan insanlar arasından seçilmiştir. Kendilerini devrimini çocukları olarak tanımlayan gençler, her dönemde memnun olabilen ihtiyarlar, kişisel hırsları sebebiyle hayatı alt üst olan insanlar bu kafede bir arada vakit geçirirler.

Tesadüfen geldiği bu kafede gençliğinin ikonası olan Kurunfula’yı gören anlatıcı kısa süre içerisinde kendisini mekâna kabul ettirir. O artık herkes tarafından sevilen, saygı duyulan bir kişidir. Mahfuz’un seçtiği anlatıcı tipi sayesinde okur, hem dönemi hem yaşananları hem de karakterlerin zaman içindeki dönüşümünü rahatlıkla takip edebilmekte. Eserin ilk yarısında mekânı, kişileri, içinde bulundukları çağı, aralarındaki ilişkiler bütününü geniş bir perspektiften anlatan Mahfuz, ikinci bölümde seçtiği karakterleri üzerinden dönem Mısır’ının sosyal yapısının, kadın erkek ilişkilerinin, ahlakî çözülmenin üzerinde duruyor.

KARNAK KAFE’NİN İNSANLARI

Mahfuz’un eserlerinde öne çıkan özelliklerin başında karakter yaratımı, süreç içi değişim, bireyden topluma uzanan bir bakışın yer aldığından bahsetmiştik. Bunlara bir ek olarak da genellikle hangi ekonomik sınıftan ve sosyal statüden insanları seçtiğinin üzerinde durduk. Karnak Kafe’de de Mahfuz’un insanlarını görebiliyoruz. Saklanılmaya çalışılan suçların, bilinmezliğin yarattığı tahribatın, topluma aykırı ilişkilerin, varoluşunu anlamlandıramamanın kişiyi sürükleyebileceği noktalar başarıyla çizilen karakterler üzerinden anlatılmış.

Kurunfula

Eski bir dansöz olan Kurunfula Karnak Kafe’nin sahibidir. Zamanında çok ünlü olmuş, tüm toplumun hayranlığını kazanmış, arzu nesnesi hâline gelmiş, her yerde hatırlı tanıdıklara sahiptir. Zamanın insan üzerindeki yıkıcılığı ona da etki etmiş olsa da kendine has çekiciliğini hâlâ üzerinde taşımaktadır. Romanın ilk bölümünde mekân ve içinde yer alan insanlar Kurunfula ile olan ilişkileri üzerinden konumlanır. Biraz daha zorlayıcı bir okuma yapacak olursak Kurunfula’yı Mısır’ın kendisi olarak da değerlendirebiliriz. Mekânın sahibi olması, geçmişteki dillere destan güzelliği ve günümüzdeki dingin cazibesi onu ilginin merkezi yapmaktadır. Öyle ki kafenin tüm erkek müdavimleri yakınlık dereceleri ne olursa olsun ona karşı beğeni, arzu ya da aşk beslemektedir. Bir dönem memur olarak çalışan ancak Kurunfula’ya olan aşkı sebebiyle malını, işini kaybeden Arif Süleyman bu isimlerden biridir. Kurunfula Arif Süleyman’a acımış ve ona kafede şef garsonluk görevi vermiştir. Arif Süleyman zamanla kendisine bir aile kurmuş ve Kurunfula ile olan ilişkisini dostluk çerçevesine sığdırabilmesi başarmıştır. Yine Karnak Kafe’nin yaşlı müdavimleri arasında yer alan Zeyn’el Abidin de Kurunfula’ya takıntılı bir aşk beslemektedir. Kurunfula Arif Süleyman ile Zeyn’el Abidin’in kişiliği ve aşkını karşılaştırdığında Arif Süleyman’dan yana tavır alır. Çünkü Arif Süleyman hayatındaki tüm hataları aşkın çıkmazına girdiği için yapmış sonucunda da bedel ödemiştir. Ancak Zeyn’el Abidin karanlık, çıkarcı biridir.

Kafenin daha canlı ve renkli olmasını sağlayan gençler de Kurunfula ile iyi geçinmekte hatta Kurunfula bu gençlerin arasında yer alan Hilmi Hamada’ya karşı büyük bir aşk beslemektedir. Bu genç adamın olgun tavırları Kurunfula’yı etkilemektedir. Kurunfula’nın Mısır’a benzerliği üzerinde durmamız için bir ipucumuz daha var. Geçmişin köklü, görkemli medeniyeti zamanla çöküntüye uğrasa da özündeki güzelliği koruyor. Bu da Kurunfula’nın fiziksel durumunun Mısır tarihi ile benzeştirmemizi sağlayabilir. Ayrıca Kurunfula’nın Zeyn’el Abidin ya da Arif Süleyman gibi yaşlı, kirli kişilerin sevdasına karşılık vermeyip gençliğin heyecan ve şehvetine kapılması da Kurunfula – Mısır sembolü üzerinden Mahfuz’un ülkesinin kurtuluşu için gençliği işaret etmesi olarak yorumlanabilir.

Kurunfula’nın eserin tüm seyrini değiştiren olaylar karşısındaki tavırları da Mahfuz’un karakterlerin süreç içerisindeki psikolojik değişimlerini başarıyla verebilmesinin bir örneği olarak ele alınabilir. İçlerinde genç aşığı Hilmi Hamada’nın da yer aldığı gençlerin birden ortadan kaybolması onu tüketir. Eski zamanlarda tanıdığı hatırlı kişileri ziyaret eder. Adeta yürüyen bir ölüye dönüşür. Gençlerin kafeye dönüşü sonrası tekrar canlanır. Ancak onlarda eski neşeyi bulamaz. Daha sonra devam eden bu yok oluşlara alışır. Eserin sonlarında Hilmi Hamada devrim muhafızlarının yaptığı işkenceyle öldürülür. Kurunfula ise Hilmi Hamada’ya benzeyen bir başka genç olan Ahmet Münir’e karşı yoğun duygular beslemeye başlar. Bu örneğin de Kurunfula- Mısır benzeşmesini kuvvetlendirdiğini görebiliriz. Devletler tıpkı bu eserde yer alan yaşlanmaya başlamış Kurunfula gibi gençliğin enerjisine ve coşkusuna muhtaçtır. Bu ihtiyacın kim tarafından ne kadar süreyle karşılanacağının ise pek bir önemi yoktur. Çünkü bir zamanlar genç olan Arif Süleyman, Hilmi Hamada ya da Ahmet Münir gelip geçicidir. Farklı bir isim farklı bir şahsiyet de aynı heyecan ve coşkuyu Kurunfula’ya verebilir.

DEVRİMİN ÇOCUKLARI

Karnak Kafe’nin gençleri arasında yer alan Zeynep Diyab, Hilmi Hamada ve İsmail Eş Şeyh özellikle romanın ikinci yarısının yükünü omuzlamakta. Necip Mahfuz, eserin ilk bölümünde attığı düğümleri anlatıcısını Zeynep Diyab ve İsmail Eş Şeyh ile yaptığı sohbetlerle çözme yoluna gitmiş. Gençler üzerinden dönem Mısır’ının sosyo-ekonomik durumu, ideoloji karışıklığı ve yasallaştırılmış şiddeti anlatma yoluna giden Mahfuz’un karakter yaratımındaki becerisinin örneklerine şahit olmaktayız.

Zeynep Diyab

Mısır’ın en fakir bölgelerinden birinde doğan Zeynep çocuk yaşlardan beri tanıdığı İsmail Eş Şeyh ile gönül ilişkisi içindedir. Zeynep’in baskıcı annesi, onu zengin ve yaşlı bir tavuk tüccarıyla evlendirmek istemektedir. Kadınların eğitim almasının yadırgandığı bir sosyal yapı görmekteyiz. İsmail Eş Şeyh ile bu ortamdan kurtulmuş ve akademik bir eğitim almaya başlamıştır. Bu sırada tanıştıkları zengin bir ailenin çocuğu olan komünist Hilmi Hamada ile yakın bir dostluk kurmuş, onun kütüphanesinde yer alan kitaplar sayesinde entelektüel birikimlerini kuvvetlendirmiştir. Kabuklarını kırmış, dikey yükseliş gösteren güçlü bir genç kadın imajı sergileyen Zeyneb Diyab, sevgilisi İsmail Eş Şeyh ile cinsel bir deneyim yaşamamış bunu “özel bulduğu” bir zamanda yapacağını söylemiştir.

Zeyneb’in değişimi de diğer gençlerinki gibi ortadan kayboldukları ilk zamanlarda başlamıştır. Günlerce gözü kapalı, bir hücrede neden sorgulandığını bilmez bir biçimde kalmış, ilk yakalanmalarında fiziksel ya da cinsel bir saldırı görmemiştir. İlk tutuklanmalarında “Müslüman Kardeşler”e üye olmakla suçlanırlar. Daha sonra suçsuzlukları anlaşılınca serbest bırakılırlar.

Bu tutuklanma kafe çevresi ve onların üzerinde büyük bir tahribat yaratmıştır. Ancak özellikle de Zeyneb Diyab özelindeki büyük çöküş ikinci tutuklanmayla gerçekleşecektir. Hilmi Hamada ile sürdürdükleri dostluk sebebiyle komünist olmakla suçlandıkları ikinci tutukluluk döneminde Zeyneb Diyab’a tecavüz edilir. Bununla da kalmayıp sevdiği adam olan İsmail Eş Şeyh’e yapılan işkence kendisine izlettirilir. Zeyneb’in uğradığı tecavüzden İsmail’in haberi olmaz. Bu tutukluluk İsmail Eş Şeyh’in muhbirlik teklifini kabul etmesiyle son bulur. Polisten gördükleri fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet Zeyneb ve İsmail’in ruhlarında büyük yarıklar açar. Öyle ki aralarındaki aşkın en özel gizemi olan cinsel birleşme de büyüsünü kaybedip Zeyneb için alelade hâle gelir. Bu ahlâki ve psikolojik çöküntünün sonucunda İsmail ile aralarındaki aşk Zeyneb için büyüsünü kaybedip kadim bir sevgiye dönüşmüştür. Aşkını ve geleceğine dair umudunu kaybederek ciddi bir travma yaşayan Zeyneb, zamanla bedenini daha öncesinde de kendisini isteyen yaşlı tavuk tüccarına ve Zeyn’el Abidin’e satmıştır.

Muhbirlik görevini yerine getiremeyen İsmail Eş Şeyh, bu görevi Zeyneb’in üstlenmesi sonucunda üçüncü kez tutuklanır. Ancak bu sefer 1967 yılında patlayan savaş imdatlarına yetişir.

İsmail Eş Şeyh

Karnak Kafe romanının en önemli isimlerinden biri olan İsmail Eş Şeyh, tıpkı Zeyneb Diyab gibi fakir bir mahalleden gelmiştir. Çocukluktan beri arkadaşı olan bu genç kadınla mutlu oldukları bir aşk ilişkisi yaşamaktadır. 52 yılında gerçekleşen devrime şahsını “Devrim’in çocuğu” olarak nitelendirecek kadar bağlıdır. Bunun sebebi ilgili devrimin kendisi ve Zeyneb Diyab gibi fakir mahallelerden gelen çocuklara üniversitede okuyabilmek gibi özgürlüklerin imkânını tanıyabilmesidir.

Devrimden sonra Mısır, sosyal anlamda özgürleşmiştir. Karnak Kafe’nin farklı yaş gruplarındaki insanları devrimden memnundur. Yaşlılar eskinin o kadar da kötü olmadığını söylese de devrime söz edebilme cesaretini gösteremezler. Kurunfula ise milletine devrimi getirene şükredecek kadar devrim taraftarıdır. Durum böyleyken gençler neden ortadan kaybolmuştur? İşte bu bilinmezlik Kurunfula başta olmak üzere tüm kafe halkı tarafından şokla karşılanmıştır.

Devrim sonrasında farklı bir yöne evrilen Mısır, Soğuk Savaş Dönemi’nde ABD için tehlikeli kabul edilen “Doğu Bloku”na kaymıştır. Bu da dış güçler tarafından bazı müdahalelere sebep olmuştur. Mevcut yönetim de bu hamlelere karşı sert, otoriter bir tavır belirleyerek “cadı avı” başlatmıştır. Mısır kısa süre içerisinde bir polis devletine dönüşmüştür. Mahfuz ülkesinde yaşanan bu kaotik ortamı tutuklanan gençler üzerinden açıklıkla anlatmakta.

İsmail Eş Şeyh ilk tutuklanmasında “Müslüman Kardeşler” üyesi olmakla suçlanır. Müslüman Kardeşler dönem Mısır’ına muhalefet gösteren etkili, İslamcı politikaları destekleyen bir gruptur. İsmail Eş Şeyh bu suçlamayla günlerce tutuklu kalır. Psikolojik ve fiziksel işkence görür. Daha sonra tutuklanmasının sebebinin bir cami yapımı için yaptığı yardım olduğunu öğrenir. İlgili örgütle bağlantısı olmadığı ortaya çıkınca da serbest bırakılır. Zeyneb’in tutukluk sebebi de İsmail Eş Şeyh ile yaşadığı gönül ilişkisidir.

İkinci tutuklanması ise komünist olduğu iddiasıdır. İlk seferkinden çok daha sert uygulamalara maruz kalır. Sevdiği kadının namusu pazarlık malzemesi yapılır. Zeyneb’i kurtaracağını düşünerek muhbirliği kabul eder. Ancak haberi olmasa da sevdiği kadın tecavüze uğrar. Mahfuz burada otoritenin nasıl bir güç zehirlenmesi yaşadığını anlatmış ahlâki çözülmenin devlet boyutunda nerelere vardığını göstermiştir.

Üçüncü tutuklanma ve genel süreçte yaşananları Zeyneb Diyab bölümünde anlatmıştık. Tıpkı diğer örnekte olduğu gibi kendisini devrimin bir parçası, oğlu, çocuğu olarak görüp gönülden bağlı bulunduğu sistemin dönüştüğü canavar İsmail Eş Şeyh’in de tüm kimliğini, kişiliğini derinden etkilemiş büyük yıkıntılara sebep olmuştur. Devrim Satürn gibi kendi çocuğunu yemiştir.




Necip Mahfuz





37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page